GÜNCEL, SLIDESHOW

Meğer kadın ve erkek, her ikisi de Mars’tan geliyormuş…

Kadınlar ve erkeklerin birbirlerinden çok farklı olduklarını düşünmeyi seviyoruz. Biyolojik açıdan süphesiz ki öyleler ama kişilik yapıları, düşünme becerileri ve liderlik yetenekleri açısından da zannettiğimiz kadar farklılar mı acaba? Son yirmi yılda yürülen araştırmalar kadınlar ve erkeklerin farklı gezegenlerden gelmiş oldukları tezini çürüten sonuçlara ulaştı. Araştırmayı yürüten psikolog Janet Shibley Hyde, bir çok psikolojik değişken açısından kadın ve erkeklerin çocukluk ve yetişkinlik tepkilerinin birbirlerine çok benzediğini buldu. 80’li yılların başında başlayan bu araştırmada sözlü ve sözsüz iletişim, bilişsel beceriler, liderlik, kendine saygı, kızgınlık, ahlaki değerler ve motor beceriler gibi birçok konuda cinsiyetlerin etkisi araştırıldı. Sözkonusu çalışmalarda cinsiyetlerin oldukça benzer tepkiler verdiği ortaya çıktı. Buna rağmen bir kaç küçük farklılık da yok değildi tabi ki; beklenebileceği gibi erkekler kadınlara oranla fiziksel olarak daha agresifti, sex ve bağlılık içermeyen ilişkilere çok daha eğilimlilerdi ve daha fazla masturbasyon yapıyorlardı. Ancak ilginç bir nokta vardı; o da farklı cinsiyetteki kişilerin davranışları kişilerin sosyal durumundan oldukça etkileniyordu. Örneğin sexsüel olarak agresif olması beklenmeyen üst sosyal statüden kadınlarda daha agresif bir sex yaşamı olabilirken, tersinin beklenebileceği alt sınıftan erkeklerde buna rastlanmıyordu. Neticede bu çalışmalar, cinsiyetler arasındaki farklarda yaş durumunun ve hayatın değişik evrelerinde olunmasının etkisi olduğunu gösterdi ancak bu dalgalanmalar istikrarlı bir farklılığa işaret etmiyordu.

Her ne kadar medyada kadın ve erkek arasındaki farklar abartılarak sunulmaktaysa ve insanların ilgisini çekmekteyse de aslında buna ilişkin yeterli kanıt bulunmadığını söylemeliyiz. Örneğin kadın ve erkeğin farklı şekilde iletişim kurdukları için anlaşamadıkları inancının temelinde aslında cinsiyet farklarının aşılamayacağına dair inançları nedeniyle iletişimin erken kesilmesinin olduğunu söyleyebiliriz. Yani sex bazlı ön yargılarımız cinsiyetler arası iletişimde bir bariyer oluşturmaktadır.

Kadın erkek farklarının erken yaşlardaki etkisinin incelenmesi için örneğin erkeklerin matematikte kadınlardan daha iyi oldukları algısı test edilmiştir. Sonuç olarak liseye kadar cinsiyetlerin matematik becerileri arasında hiç bir fark olmadığı bulunmuştur. Liseden sonra erkekler lehine hafif bir farklılık oluşmasının nedenini, psikologlar Barbi kız anlayışına bağlamaktadır. Yani genç kızlar belirli bir yaşta matematik sınıfındaki zorlu rekabetten çekilip ilgilerini başka alanlara yönlendirmeye başlamaktadır. Küçük kızların metamatikte yeterince iyi olamayacağına dair aile ön yargıları da bir süre sonra küçük kızın kendine güvenini ve performansını etkileyebilmektedir.

Yapılan bu çalışmaların temel amacı aslında kadın ve erkeklerin eşit olduklarını ve eşit davranışı hak ettiklerini göstermektir. Psikolog Hyde her yaştan kadın ve erkeğin cinsiyet farklılıklarını kanıtlayan bir veri olmadığını ortaya koymuştur. 2005 yılında Amerikan Psikoloji Enstitüsü tarafından yayınlanan çalışmada; kadın ve erkeklerin farklı oldukları inancının kadınların iş yerlerinde farklı davranışlara maruz kalmasına yol açtığı, iletişim problemleri ve çatışmalar doğurduğu ve kadınların kendine güvenine zarar verdiği ortaya konmuştur. Üstelik çalışmada kadın ve erkek arasında bazı bilişsel farklılıkların bulunduğu durumlarda bile bu farklılıkların kadınlar lehine bir eksiklik değil yalnızca farklılık yarattığı belirtilmiştir. Hyde, bulunan farklılıkların da istikrarlı olmadığını, zaman, koşullar, yaş gibi bir çok biyolojik ve çevresel faktörden etkilendiğini, bu nedenle gelecekte etkilerin çok daha farklı olabileceğini belirtmektedir. Çalışmayı gerçekleştirenler, bulunan farkların genellikle mevcut ön yargıları kuvvetlendirmek amacıyla kullanıldığını ve kadınlar aleyhine bir ayrıma yolaçtığını iddia etmektedir. Bu araştırma bize şunu söylemektedir; kadın ve erkekler zannettiğimiz kadar birbirlerinden farklı değildir, farklı oldukları alanlarda biyolojik ve çevresel faktörlere göre değişmektedir ve istikrarlı değildir. Bir an önce kadın ve erkeğin eşit kapasite ve becerilere sahip olduğunu kabul etmekte ve kadınlara daha fazla katkı sunmaları şansını tanımakta büyük fayda vardır, zira ön yargılarımız bazen kadınların önünü kesebilmektedir. Erkekler için ise değişimin ilk adımı bu yazının önermesini kabul etmekten başlamaktadır; “Kadınların erkeklere nazaran daha yetersiz olduklarına dair hiç bir bilimsel kanıt yoktur”.

Bir Cevap Yazın