Yeni Makaleler

Ekonomide 2016 için tahminim; çok zor bir yıl olacak…!

Her yıl başında adettendir; gayrimenkul piyasasına ilişkin beklentilerimi yayınladım. Şimdi bir de ekonomiye ilişkin tahminlerimi ifade etmek istiyorum. Bütün rakamlar kesinleşmedi ama 2015 sonuna ilişkin rakamları oldukça net görebiliyoruz artık. GSYH 722 milyar dolar seviyesinde olacak gibi, kişi başına gelir ise yine 10.000 dolar barajının altında 9.280 dolar seviyelerinde bekleniyor. Yılsonu Üfe %6 civarında, Tüfe ise %9 civarında olabilir. Merkez Bankası politika faizinde değişikliğe gitmedi ve gösterge faizi %10,86 oldu. İşsizlik %10’un üzerinde çift rakamlarda seyretmeye devam ediyor. Devletin mali politikalarına bakacak olursak iç borcun hafifçe artarak 439 milyar TL’na, dış borcun ise bir miktar düşerek 81,1 milyar dolar seviyelerinde gerçekleştiği görülüyor. Devletin bütçe gelirleri 441 milyar TL, bütçe giderleri ise 447 milyar TL civarında olacak gibi. İhracatta düşüş var; 139 milyar dolarda kaldık, ithalatta ise düşüş daha yüksek oranda oldu ve 232 milyar dolar seviyesini gördük. Petrolün varili 50 dolar civarındaydı. Yıl boyunca Amerikan FED’in faiz artışına çekimser kalması nedeniyle yılın son çeyreğinde seçim belirsizliğinin de sona ermesiyle bir miktar toparlanma oldu ancak bu sefer de dış gelişmelerde tansiyon yükselmeye başladı.

Hükümetin açıkladığı orta vadeli planda (OVP) büyüme oranı %4,5 öngörüldü ancak 2016 içinde FED’in en az 3-4 kademe daha faizde artışa giderek toplamda %1 kadar bankalara borç verme faizini yükseltmesi bekleniyor. Bu yıl başında yalnızca %0,25 oranındaki bir artış bile kuru 3 TL civarına getirdi ki OVP’de kur ortalaması 3.10 öngörülmüştü. Bu artışlar gerçekleştiğinde Merkez Bankası’nın da cevap vermesi kaçınılmaz olacaktır. Nitekim politika faizi değişmemiş olsa da gösterge faizi çift rakamlara ulaşmıştır. Bunun mevduatlara yansıması ise %13’leri görmemizi sağladı. Ben enflasyon beklentilerindeki yükselişle birlikte gösterge faizinin %12’leri, mevduat faizlerinin ise %14-15’leri bulabileceğini tahmin ediyorum. Tabiki faiz artışı beklentisi yalnızca FED kaynaklı değil, çevremizdeki ülkelerle tansiyonun yükselmesi de çok önemli bir sebep zira Suriye, Irak, Rusya, İran… Hepsiyle sorunluyuz ve bu tansiyon turizm sektörünü, ihracatı, askeri harcamaları, göçmen sübvansiyonlarını, sözün özü hemen herşeyi etkileyecektir. Beklentiler ve OVP açısından tek talihli unsur petrolün varil fiyatının 40 dolarlar seviyesinde bekleniyor olmasıdır. Bu cari açığımızı kontrol altına almakta yardımcı olacaktır.

Enflasyondaki yükseliş 2015 de dikkat çekiciydi, nitekim yılsonunda %9’lara geldik, 2016 da ise bu artışın devam etmesini ve %10-12 bandında gerçekleşmesini bekliyoruz. Bir zamanlar Türkiye’nin yumuşak karnı olan cari açık kontrol altında, 2015 de %4,1 gibi bir açık oluşacak, 2016 da ise OVP’de bunun %3,9’a inmesi bekleniyor. Bence %4 seviyesinde kalacağız. Dış gelişmeler ve FED politikaları kaynaklı olarak en büyük sorun kurlarda olacak, zira OVP ortalama 3,10 gibi bir tahmin yapmış ama bence daha yılın başında geldiğimiz yer bunu biraz iyimser bırakıyor, benim tahminim dolar kurunun yıliçinde ortalama 3,30 seviyelerinde, yılsonunda ise 3,50 seviyelerinde olacağı…

OVP ‘nin genelde biraz iyimser rakamlar içerdiğini söyleyebiliriz, zira yılsonu GSYH 736 milyar dolar, büyüme %4,5 ve 3,10’luk kur rakamı daha yılın başında biraz hayal gözüküyor. Zaten OVP haklı çıksa dahi bireysel olarak 2016 da da 10.000 dolar barajını geçemeyecek ve 9.364 dolar seviyesinde kişibaşı gelirle yetineceğiz. Görünen o ki en büyük problem ekonominin sıkışması ve büyüyememesi, çünkü düşük katma değerli sanayi ve inşaatla bu seviyenin üstüne çıkılması mümkün değil. Türkiyenin çok ciddi reformlara ihtiyacı var ama içinde olduğumuz şartlar, dış politika, terörizm bu reform beklentisini pek de gerçekçi kılmıyor. Büyüyemediğimiz için işsizlik oranı da %10,2 ‘nin altında olamayacak, kaldı ki Suriyeli göçmenler meselesi bu oran üstünde kötüleştirici etkide bulunacaktır. Daralan dış piyasalar ve çevre ülkelerle problemlerimiz nedeniyle OVP’nin 155 milyar dolar ihracat ve 210 milyar dolar tahmini ithalat rakamları da sıkıntılı görülüyor. Özellikle de ihracat tarafı… Zira tarım ürünleri ihracatında ciddi pazarlar kaybediyoruz, turizmde de Rus turistleri kaybettik. Üstelik bir de şimdi Türkiye’nin terörizm nedeniyle güvenli bir ülke olmadığı iddiaları gündeme gelecektir.

Türkiye, 2010 yılından beri ciddi ivme kaybediyor; kişibaşı gelirimiz 10.822 dolardan 9.300 dolara düştü. GSYH 823 milyar dolardan 730 milyar dolara düştü ve orta gelir tuzağına takıldık kaldık. 2016 yılı tahminlerindeki varsayımlarımız şunlar;

– ABD faiz artırımlarına devam edecek

– Avrupa ‘da ekonomik büyüme hızlanamayacak

– Çin ekonomisi istikrarlı seyredecek, olağanüstü bir risk oluşmayacak (Bunun tam aksi yönünde beklentiler de olduğunu söylemeliyim. Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde faiz ve kur verileri çok daha fazla kötüleşebilir, zira uluslararası fonlar bizim gibi yüksek riskli piyasalardan kaçmaya çalışacaklardır)

– Politik risk ve komşu ülkelerle tansiyon yüksek kalmaya devam edecek (Ancak bir savaşa dahil olmamayı başarabileceğiz! umarım…)

– Petrol fiyatları 50 doların altında kalacak
Sonuç olarak; 2016 yılının Türkiye’nin büyümekte zorlanacağı, ihracat pazarlarının kısmen kaybedildiği, güvenlik harcamalarının yüksek olacağı, faiz ve kurların oldukça yüksek seyredeceği, katma değerli sanayileşme ihtiyacının derinden hissedileceği, buna karşın enerji maliyetlerinin kontrol altında tutulabileceği bir yıl olmasını bekliyorum. Tasarruf eğiliminin %16 seviyelerinin üstüne çıkarılması ve sıcak paranın girişinin devam etmesi isteniyorsa (Büyüyebilmek için gereken kaynaklar bunlar) pozitif reel faiz ödemeye hatta oluşan tüm riskleri kapatacak kadar da faizlerde artışa gitmeye mecbur kalacağız gibi görünüyor. Enflasyonun ve kurların yüksek seyretmesi küçük iş ve tasarruf sahiplerine zarar verecek, büyük para sahiplerinin ise getiri beklentilerini yükseltecektir. Toparlayacak olursak, 2016 Türkiye için bir ayakta kalabilme ve mevcut durumunu koruyabilme yılı olacaktır. Çevremizdeki ülkelerdeki çalkantıların ise Dünya çapında bir kargaşaya yol açmayacağını varsaydık (Daha çok diledik…) zira böylesi bir durum oluşursa ekonominin durumu tam bir felakete dönüşecektir.

Bir Cevap Yazın