Yeni Makaleler

Neden güzel insanlar daha ikna edicidir?

Görüntümüz, daha doğrusu literatürde geçtiği şekilde profesyonel imajımız ikna becerimizi etkileyen bir unsur mudur? Buna vereceğimiz yanıt kocaman bir “Evet” dir. Kişisel imajımız yalnızca güzelliğimizden oluşmaz, giysilerimiz, aksesuarlarımız, tavrımız ve hatta vücut dilimiz imajımızı oluşturan parçalardır. Her nekadar ahlaki gelmese de insan beyninin güzelliğe eğilimli olduğunu söylemeliyiz. Zira bu konuda yapılan araştırmalar güzelliğin ortalama geliri %8-10 oranında artırabildiğini göstermektedir. İmajımız, ilk intibayı oluşturmakta ve sonrasında karşımızdaki kişilerin düşüncesini değiştirmek oldukça güç olabilmektedir. Biraz mizahi bir dil kullanmamız gerekirse; “Fakir bir güzel kadın bulmak çok zordur”. Güzellik tabi ki kadınlarla sınırlı değildir ancak bir aforizma oluşturmak için kadınlar üstünden bunu açıklamak çok daha kolaydır. Benzer koşullara sahip iki kişi arasında güzel olanın seçileceği gerçeğini hemen tüm İK’cılar kabul edecektir. İnsan beyni kişilerle ilişki kurarken anlık bir karar verir, doğal olarak detaylı şekilde tanımadığımız insanların görünümlerine dayanarak hızla bir yargıya varırız. Yolda önümüze çıkan hırpani görünümlü bir adamla karşılaşmamak için yolumuzu değiştiririz. Halbuki o adamın tüm ailesini acı verici bir kazada kaybetmiş çok önemli bir atom mühendisi olduğunu bilmeyiz. Meşhur -Usual Suspects- filmini hatırlarsınız, Kevin Spacey’in başrolünü oynadığı bu film, kişilerin gariban görüntüsüne aldanmanın ne kadar yanıltıcı olabileceği üzerine bir şaheserdir. Güzellik, beynimize kodlanmıştır. Bakın herkes deli gibi diyet ve spor yapıyor, genç kalmak genel geçer bir endişe ve çaba kaynağı. Kozmetik sektörü krizlere en dayanıklı sektör. İnsanoğlunun güzel olma çabası hiç bitmeyecek, zira insan beyni güzeli aramaya programlıdır. Üstelik bu arayışın doğumumuzdan itibaren başladığını belirtmeliyiz, zira bu konudaki bir deneye göre yeni doğan bebekler bile güzel insan fotoğraflarına daha uzun süre bakıyorlar.

İş hayatında bu gerçeği bir veri olarak kabul etmek ve görünümümüzü, giysilerimizi bu prensibe göre düzenlemek zorundayız. Araştırmalar güzel insanların daha ikna edici olduklarını onaylıyor. En azından biz onlarla iş yapmaya daha hevesliyiz. Bunun tam tersine davranmak ise imaj kırıcılar dediğimiz davranışları oluşturuyor. Örneğin, kimse çorabı kaçmış ve dip boyası gelmiş bir kadın satıcı ile milyon dolarlık evinin satışını konuşmak istemeyecektir. Şimdi, insani değerlerle güzelliğin alakası olmadığı yönünde birçok vaazın seslendirildiğini duyar gibiyim. Arkadaşlar, bu bir din ya da ahlak dersi değil, hayatın kendisi… Hala kişisel giyim zevkini uygulamaya çalışan satıcılar ve özensiz görünümleriyle müşterilerin gözlerini rahatsız eden çok sayıda satıcı var etrafta. Bu basit gerçeği kabul etmedikleri için istedikleri sonuca ulaşmakta güçlük yaşıyorlar. Eğer çok zengin, çok fakir veya bir konuda çok uzman değilseniz kişisel imajınızı oluşturmaya sırt çeviremezsiniz. Saydığım gruplardaki kişilerin insanların ne düşündüklerini kaale almama lüksleri vardır. Diğer herkesin mutlaka kişisel imajlarını bilinçli şekilde kurgulamayı öğrenmeleri gerekir. Etrafınızdaki 10 kişiye sorun, sizi benzer şekillerde tanımlayabiliyorlarsa bir imajınız vardır, tanımlayamıyorlarsa imajınız üzerinde çalışmaya başlamanızın zamanı gelmiş demektir. Ne yazıkki iş hayatında imajınız çoğu kez gerçekte ne olduğunuzdan daha önemlidir, ya da tersten söyleyeyim imajınız yeterince güçlü değilse kimse sizi hatırlamayacaktır.

Kişisel imajınız fiziksel güzelliğinizle başlar, bu alana yatırım yapmaktan çekinmemelisiniz. Bugün büyük şirket CEO’larının çoğu 40’lı yaşları geçtiklerinde estetik operasyonlarına başvurmaktan çekinmemektedir. Tecrübeli iseniz ve genç görünüyorsanız harika bir silaha sahipsinizdir. Hem görüntünüzle hem de bilginizle insanları avcunuzun içine alabilirsiniz. Bu kapsamda sakal ve bıyığın karşınızdaki kişinin yüz ifadenizi anlamasını zorlaştıracağı için özellikle satıcılar için hiç tavsiye edilmeyecek bir tercih olduğunu söylemeliyiz. İkinci bir nokta giyim tarzınızdır, zira giysileriniz siz olmasa da görünen kısmınızın %90′ ıdır. Profesyonel giyimin nasıl olduğunu öğrenmeli, gerekirse bu konuda destek almalısınız. Hala önemli bir bürokrat olup takım elbise altına beyaz çorap giyen ya da yazın kısa kollu gömlek giyenler var iş dünyamızda. İş hayatında bütçenizin yettiği en üst seviyede giyinmelisiniz, hatta eğer bir Amerikalı gibi pazarlamanın nimetlerinden faydalanmak istiyorsanız bu konuda bütçenizi zorlamanızı tavsiye ederim çünkü bu aslında işinize yaptığınız bir yatırım olacaktır. Üçüncü nokta aksesuarlarınızdır; saatiniz,kaleminiz, kullandığınız tablet bilgisayar, çantanız, defteriniz… Bunlar hep sizin kim olduğunuzu ve tarzınızı ileten göstergelerdir. Pantolon askısı takan ve pipo içen birisini nasıl algılarsınız? Ya filtresiz sigara tüttüren birini? İnsan beyni herzaman karşısındaki kişiyi görebildiği sinyallerle değerlendirir. Yüksek değerli bir anlaşma yapacağınız kişinin sözleşmeye marketten alınma tükenmez kalemle imza attığını görseniz ne düşünürsünüz?

Tavır, duruş ve konuşma tarzınız karşınızdakini kesinlikle etkiler ve görüntünüzle bütünlük içinde olmalıdır. Ağır bir italyan takım elbise giyip motor gibi konuşmanız karşınızdaki kişide sinyallerin karıştırılmasına yolaçar. Konumunuz, vermek istediğiniz mesaj ve tavrınız uyumlu olmalıdır. Bir eğitim toplantısında ağır abi pozları yapamazsınız ama bazen yüz milyonluk satışlarda biraz ağır davranmanız gerekebilir. Ne giydiğiniz, nasıl konuştuğunuz, tavrınız, kullandığınız aksesuarlar ve fiziki görüntünüz ikna ediciliğinizin önemli parçalarını oluşturur. Eğer çok sofistike bir iş almak istiyorsanız toplantıya çok dekolte bir kıyafetle katılamaz ve çok makyaj yapmazsınız. Ama herkes bilir ki özellikle Türkiye gibi bir ülkede biraz kısa bir etekle başarılabilecek birçok satış da vardır. Görünümünüz, giysileriniz ve tavrınız kesinlikle sizin ikna silahlarınızdır, onları bilinçli ve yerinde kullanmayı bilmelisiniz. Bu basit gerçekleri kabul etmeyip iş dünyasında insanların iç güzelliği veya beyin gücünü fark edeceğini umut edenlerin daha çok uzun bir süre, yani insan beyninin görsel sinyalleri karar vermek için kullanmayacağı kadar evrimleşeceği zamanlara kadar sabretmeleri gerekecek.

Comments Closed

Comments are closed. You will not be able to post a comment in this post.