Yeni Makaleler

Beynin algı yanılmalarıyla nasıl mücadele edilir?

Algılarımızın gerçeklere göre değil gördüklerimize, işittiklerimize göre şekillendiğinin farkında olduğunuzu düşünüyorum ama yine de beynimiz sıklıkla algısal yanılgı yaşar. Yani bilinçli düşünmek yerine bilinçaltı korkularımıza teslim oluruz. Örneğin komşunuzun oğlu boşandıysa boşanmaların çok yaygınlaştığını düşünürsünüz. Oysa ortalıkta öyle bir boşanma patlaması filan yoktur, yalnızca gözünüzün önünde birisi boşandığı için algılarınız değişmiştir. Eminim eskiden her şeyin çok daha iyi olduğunu düşünüyorsunuz. Ne de olsa bugün terör, fakirlik, işsizlik, aklınıza gelebilecek onlarca sizi umutsuzluğa düşürebilecek faktör aklınıza geliyor. Oysa istatistiklere bakacak olursanız Dünya geçmişe göre çok daha güvenli bir yer. Savaşlarda daha az insan ölüyor. Dünya ortalama olarak çok daha eğitimli, daha sağlıklı, yaşam süresi daha uzun, hastalıklarda mücadele de çok daha başarılıyız.

Gerçeğin ne olduğunu anlamak için her zaman hikayelere değil rakamlara bakmayı öğrenmeliyiz aksi halde algısal yanılgıya düşmemiz kesindir. Mesela şu aralar kamuoyunu meşgul eden Çin’deki grip salgını hakkında basında korkutucu haberler izliyorsunuz ve belki de kalabalıklara karışma konusunda endişe yaşıyorsunuz. Öyleki finansal piyasalarda bile salgının tüm Dünyaya yayılmasından korkulduğu için düşüşler gerçekleşti. Basında, sosyal medyada salgın hakkında ürkütücü yorumlar yapılıyor, Çin’deki karantina görüntüleri paylaşılıyor. Bize anlatılan hikaye bu…

Şimdi gerçekte neler olduğunu anlayabilmek için rakamlara bakalım; şimdiye kadar bu felaket! salgından izlediğim kadarıyla 4 günde 22 kişi ölmüş… Evet sırf Çin’de değil, bütün Dünyada ölen kişi sayısı bu. Üstelik hasta, yaşlı ve çocuk gibi risk grubundaki kişilerde grip daha ölümcül olabildiği için gribin kendisinden kaynaklanan ölüm riskini izole etmek pek kolay değil. Buna rağmen durumu anlatabilmek için sizinle birkaç rakam paylaşayım. Yalnızca Türkiye’de trafik kazalarında günde 18 kişi ölüyor. Kalp krizinden ise günde 40 kişi ölüyor. İşte size gerçekten ciddi korkutucu tehdit, çünkü %33 olasılıkla siz de kalp ve damar hastalıklarından öleceksiniz. Oysa gripten ölme olasılığınız milyonda bir bile değil. Nitekim son birkaç yılda N1H1, SARS, Domuz gribi, İspanyol gribi gibi fenomen hastalıklarda ölüm oranı tüm dünyada birkaç bin kişi ile sınırlı kaldı. Hatta bir zamanların korkulan hastalığı AIDS’i de buraya ekleyebiliriz. Şimdi adını bile duymuyorsunuz değil mi? Sizi rahatlatmak için son olarak bilinen sıradan gribin bulaştırma oranının ortalama 3,4 kişi iken Corona virüsünün bulaştırma oranının 1,42 olduğunu da ekleyelim. Yani bildiğiniz sokak gribinden bile masum bir virüs için kıyamet kopartılıyor.

Bu tür korkular genelde insanlara ilaç veya koruyucu aşı satmak için tetiklenir ve yayılır. Basın da daha fazla haber satabilmek için bilerek bu korkuyu pompalar ki ratingleri yükselsin. Hikayelere değil rakamlara bakarsanız gerçekte korkmanız gereken şeyin grip salgını filan değil fast food, yağlı yemekler ve şeker olması gerektiğini görebilirsiniz. Trafikte de dikkatli olun yeter. Grip salgınında ölme olasılığınız muhtemel ölüm nedenleri arasında ilk 20’ye bile girmiyorken ev kazalarının ilk 5 ölüm sebebi içinde yeraldığını ekleyelim. Yani akşam eve gittiğinizde deli gibi ölmekten korkmuyorsanız gripten ölmekten korkmanıza da hiç mi hiç gerek yok. Algısal yanılgılarla mücadele etmenin yolu her zaman hikayeyi unutup alttaki rakamları incelemektir. Böylece bilincinizi devreye alarak çok daha doğru kararlar verebilirsiniz.

Comments Closed

Comments are closed. You will not be able to post a comment in this post.