Yeni Makaleler

İş nasıl bulunur?

Başta Linkedin olmak üzere sosyal mecralarda dolaşırken iş arayan kişilerin paylaşımlarını gördüğüm zaman üzülüyorum doğrusu. Bu üzüntünün nedeni çok sayıda kişinin iş arayışında olması veya işlerinden memnun olmamalarından ziyade iyi bir iş bulabilmek için kendilerini pazarlamayı bilmemeleri. İyi bir iş bulabilmek iş arayan kişi için kendini satmak, eleman arayan şirket için ise pozisyonu satmaktan ibarettir. Satışın her alanında geçerli olduğu üzere kendini satmak basit olarak sizi niye işe alsınlar sorusuna cevap verebilmenizi, yani ilgili iş yerine sağlayabileceğiniz faydaları anlatabilmenizi ve bunları kanıtlayabilmenizi gerektirir.

Öncelikle iş arayan kişiler şunu anlamalıdır; sosyal medya gerçekliğin ne olduğu ile değil izleyici algısının nasıl oluşturulduğu ile ilgilidir. Diğer bir deyişle algılanan şey gerçekliktir. Bu nedenle “Lütfen iş bulmama yardımcı olun”, “350 gündür işsizim”, “Bütün iş görüşmelerimden geri çevrildim” ve benzeri ifadeler kullanmak iş bulmanızı kesinlikle kolaylaştırmayacağı gibi tamamen okuyucular nezdinde olumsuz bir algı doğurur. Bu tür ifadeleri okuyan işverenler “Ah ne yazık, dur şunu bir çağırayım da iş vereyim” diye düşünmez, bunun yerine zihinleri çok uzun sürelerdir işsiz olmanıza, görüşmelerden geri çevriliyor olmanıza ve güçsüz bir şekilde yardım istemenize kitlenir ve Darwin’in güçlüler ayakta kalır diye özetlenebilecek doğal seleksiyon kanunu devreye girer. Herkes çaresiz kalan insanlara acıma duygusu hisseder ama iş için seçmeye gelince en güçlü ve en donanımlı olanlar tercih edilecektir. Bu gerçeği ne kadar erken fark ederseniz kariyeriniz için o kadar etkili tavırlar geliştirebilirsiniz. İlk etapta iş arayan kişilere tavsiyem sizi güçsüz ve çaresiz gösterecek ifade ve eylemlerden kaçınmanızdır. İş ararken “Lütfen” demek işe yaramaz.

İş hayatında en çok tercih edilen kişiler bir alanda en uzman kişiler değil, çok iyi ilişki geliştirebilen ve çevresi olan kişilerdir. Genellikle pozisyonlara eleman almakla görevli kişiler işleri yapanlar kadar konuya hakim değildir. Bu bir cerrahı seçerken onun iletişim becerilerine göre karar vermemize benzer. Kimse bir cerrahı cerrahi becerilerine göre değerlendirecek yetkinliğe sahip değildir. İş ararken seçeneklerinizi çoğaltacak olan çevrenizin ve tanıdığınız insanların sizi başkalarına önermesidir. Bu satış işinde ustalık derecesidir. Yani referanslarınız sizi başkalarına önerdiği için tercih şansınız doğar ve güçlü algılanırsınız. Nitekim kariyer dünyasında “İş işte bulunur” ve “En iyi işler iş aramak zorunda kalmayanlara gider” deyişleri bu gerçeğin birer ifadesidir.

İş aramaya niyetlendiğinizde ilk adımınız insan kaynakları şirketleri, profesyonel head hunter’lar ve hedeflediğiniz şirketlerin işe alım yöneticileri ile doğrudan temas kuracak aktiviteleri planlamak olmalıdır. Kendinizi tanıtan, iş yerinizi, pozisyonunuzu, sorumluluklarınızı ve başarılarınızı anlatan profesyonel bir dosya oluşturmakla başlayın. Bu dosya basit bir CV’den ziyade sizin performansınızı ve yetkinliklerinizi gösteren ölçümler, ödüller ve referansları içersin. Hatta en iyisi bu süreçte refranslarınızla gerektiğinde temas kurmak için izinlerini alın. Bu hem sonrası için hazırlık olacak hem de başlangıçta o kişilerden destek talep ederek belki de yönlendirmelerini almanızı sağlayacaktır. Ayrıca insan kaynakları alanındaki  tüm portallara da kayıt olun ve sistemlerinin talep ettiği bilgileri sağlayın.

Sosyal medyada kullanmak üzere elinizde profesyonel çekilmiş fotoğraflarınız olsun. Bunları dosyanızda da bulundurun. Hernekadar görselliğe dayalı seçimler kanun ve etik dışı sayılsa da seçenlerin beyni kesinlikle görsel algılara dayalı olarak çalışır. Dosyanızdaki fotoğrafınız ve bilgilerin sunum şekli en az içeriği kadar önemlidir. Sosyal medya paylaşımlarınızda iş arayışınızı değil temel üstünlük alanlarınızı sergileyecek düzenli paylaşımlar yapın ki okuyucular sizi değerli bir kaynak olarak görsün. Paylaşımlarınızı beğenen insanlarla ufak mesajlarla iletişim kurmaya ve yakınlaşmaya başlayabilirsiniz. Bir adım sonrası bir kahve randevusu talep etmek ve yüz yüze pazarlamaya geçmektir. Kendinize kişisel bir blog veya web sitesi oluşturmanız son derece etkili olacaktır. Bu mecralarda düzenli olarak insanlar için bilgi içeren değerli içerikleri paylaşmaya devam edin. Sosyal medyada İK profesyonellerini tartışmaya çekecek konular seçin ki sizi izlemeye alsınlar.

İletişime geçtiğiniz uzmanlara “İş bulmama yardım edin” mesajı yerine “Size ne kadar değerli bir kişi olduğumu göstermeme izin verin” deyin. Satış işimin büyük kısmı iddialarınızı kanıtlamayı kapsar. Dolayısıyla neden değerlisiniz bunu anlatabilmelisiniz. Donanımınız eksiksiz olmalı, başvurduğunuz iş neleri gerektiriyorsa o becerileri edinmiş olduğunuzdan emin olun. Hala İngilizce bilmediği için aylardır iş bulamadığından şikayet edenleri görüyorum. Derdiniz buysa aylardır iş arayana kadar İngilizceyi neden  öğrenmiş olmadığınızı düşünmenizde fayda var. Günümüzde yabancı dil bilmek işin yabancı dille yapılmasıyla alakalı bir durum değil, bu sizin uluslararası literatürü izleme kapasitenizi, kendinizi geliştirme imkanınızı ve daha önemlisi kendinize yatırım yaptığınızı gösterir. İyi derecede ofis programlarını kullanabilmek hatta kodlama yapabilmek kesinlikle size avantaj sağlayacaktır.

Birçok aday üniversite bitirdiğinden, dil bildiğinden dem vurarak neden işsiz kaldığını anlayamadığından bahsediyor. Sorun iyinin de iyisinin bulunabilmesidir. Şikayet eden kişinin önüne yurtdışında okumuş, iki dil bilen hatta bu işte tecrübeli bir aday geçmiştir. Öncelikle şikayet etmenin, isyan etmenin işsizlik sorununuza en ufak bir faydası olmadığını anlamalısınız. İş bulmak stratejik davranmanızı gerektirir. Kimse isyan eden, şikayet eden birine empati göstermez. İş bulabilmek her zaman başkalarına göre benzersiz yönlerinizi pazarlayabilme becerisidir. Her zaman da öyle olacak…

Görüşmelerinizde ve dosyanızda okuduğunuz kitaplara ve aldığınız eğitimlere yer verin. Bir pozisyona eleman alırken en önemli şey o kişinin gelişimine devam edip edemeyeceğidir. Her ne seviyeye gelmiş olursanız olun bu geçmişte kalmıştır. O günden sonra önemli olan tek şey hedefinizin ne olduğu ve oraya ulaşmak için neler yaptığınızdır. Akıllı bir İK yöneticisi nerden geldiğinize değil nereye gittiğinize bakar. Geleceğe ilişkin açık ve net hedefleri olan ve bu hedefler için aksiyon alan kişiler her zaman tercih edilir. Örneğin bir Alman şirketine başvuruyorsanız ve gelecekte uluslararası bir pozisyon istiyorsanız Almanca öğrenmeye başladığınızı söyleyebilirsiniz. Siz de CEO olmak isteyen ama eline bir tane kitap alıp okumayanlardansanız ilk adımlarda eleneceğiniz kesindir. İşler en çok ihtiyacı olana değil hiç ihtiyacı olmayanlara teklif edilir. İronik değil mi?

İş aramak önce kişisel ilişki kurmayı becermeyi gerektirir. Seçme pozisyonundaki kişiler kendine güvenen ve tavırları farklı kişileri tercih eder. Bu anlamda CV ile işe başvurmak yerine genel müdürden randevu almayı başarmış ve “Ben bu şirkette çalışmak istiyorum ve bunun için her yönden hazırım” diyen kişiler avantajlıdır. Bu tavrı göstererek çok iyi pozisyonlara gelmiş hiç yoksa on kişi tanıyorum. Bu insanlar gereken donanıma sahip olduklarının bilinciyle korkusuzca istedikleri şirketin kapısını çalabildiler. Söyleyecek ilginç bir şeyleriniz varsa herkes sizi dinler. Üstelik itiraf etmek gerekir ki İK yöneticisini tavlamak yerine karar vericiyi tavlamak her zaman daha kestirmeden sonuca ulaşmanızı sağlar. Bütün çabalarınızı ve bağlantılarınızı en tepede karar veren kişiye ulaşmak için harekete geçirmelisiniz.

Bazen çok istediğiniz bir iş için ücretsiz bir deneme süresine bile razı olabilirsiniz. Bu tavır geleceğinize bir yatırım olarak görülebilir ve hedef aldığınız şirketi etkileyecektir. Seçme pozisyonundaki insanlar kadrolar dolu olsa bile her an yeni ve işe yarar adayların peşindedirler. Diğer yandan belli bir meslekte alt uzmanlıklarda gelişmek size daha büyük fırsatlar yaratır. Örneğin çok sayıda mimar var iş arayan ama mobilya tasarlayabilen mimar yok piyasada. Bu alanda yetkinlik kazanmış bir mimara seçmesi için iş sunulacağını söyleyebilirim.

İş arama sürecinde her gün farklı pozisyonlardaki insanlarla buluşmaya ve onlarla yemek yemek gibi aktivitelere önem verin. Bu gözönünde olmanızı, fırsatlardan haberdar olmanızı sağlayacak ve referanslarınızı kuvvetlendirecektir. Muhtar Kent’in öğle yemeklerinizi asla yalnız yemeyin sözünü unutmayın. Başka bir pozisyonu kabul etseniz bile asıl hedefiniz olan şirketlerle ilişkinizi güncel tutun ve başvurunuz hep masalarının üstünde olsun. Bugünden yarına hayalinizdeki işi bulamazsınız, bu bir süreçtir. Ama öncelikle o pozisyonun sizden beklentilerini tam olarak karşılayabileceğinizden emin olmalı ve bu yönde kendinize yatırım yapmalısınız. Bütün iyi şirketlerin ilan etmedikleri ama çok iyi adaylar için açık tuttukları pozisyonları bulunur.

İşinizle ilgili fuar, seminer ve organizasyonları izlemek hem iş bilginiz hem network imkanlarınız açısından çok önemlidir. Günlük hayatta ulaşamayacağınız üst düzey yöneticilere oralarda çok kolay ulaşabilir ve kendinizi tanıtabilirsiniz. Bu tür ortamlarda dikkat çekmeyi, kişisel imajınızı yönetmeyi öğrenmelisiniz. Kariyer satışında görsellik kesinlikle önemlidir. Araştırmalar bakımlı ve güzel insanların kariyerleri boyunca %8-15 kadar fazla kazandıklarını gösteriyor. İlk intibaadan sonra katma değerinizi anlatacak akıllı cümleler kurmalısınız. Biz buna asansör konuşması diyoruz. Yani 30 saniye içinde karşı tarafa kariyerinizi satabilmelisiniz. Çok uzun süreler konuşmak pek de gerçekçi bir beklenti olmayacaktır. Ama bu kısa süre ilerisi için bir randevu kapmanıza yetecektir.

İyi bir iş bulabilmek çoğu kez donanımdan ziyade fırsatlarla ilgilidir. Eğer çok iddialı bir tipseniz sizi işe alacak kişinin spor yaptığı salondaki yan koşu bandını kapmayı veya sabah otoparkta önüne çıkmayı da deneyebilirsiniz. Dikkat ederseniz anlattığım karakter oldukça azimli, yırtıcı ve donanımlı bir insanı ortaya koyuyor. Buraya kadar anlattığım dünyada ne yazıkki ezik bir şekilde iş talep eden, sızlanan, iş verenleri suçlayan, kızgın tiplere yer yoktur. İşverenler sizi sürekli kapıdan çeviriyorsa dönüp kendinize neyi eksik yaptığınızı sormak daha akıllıcadır. Ne de olsa bu kadar çok işverenin hepsi birden aptal olamaz. Ne derler bilirsiniz fakir doğmak sizin suçunuz değildir ama fakir kalmak sizin suçunuzdur. Kendi kariyerinizin sorumluluğunu alın, kendinize gereken yatırımı yapın, profesyonelce iş aramayı öğrenin ve başkalarını suçlamaktan vazgeçin. Bugüne kadar başkalarını suçlayarak kariyer yapabilmiş tek bir kişi yoktur. İş dünyası sürekli gelişim peşinde olan, tuttuğunu koparan ve sorumluluk alan kişileri arar.

Comments Closed

Comments are closed. You will not be able to post a comment in this post.