Yeni Makaleler

Para nasıl harcanır?

İşimin bir kısmı danışanların performanslarını artırmak için onlara yol göstermeyi de kapsıyor. Bu çalışmalar sırasında insanların paraya bakışı da sıklıkla gündeme geliyor tabi ki. Genellikle ortak dertleri hayatta istediklerini yapabilmek için yeterli parayı kazanmak oluyor ama benim ilgimi daha çok oldukça yeterli paraları olmasına rağmen para harcamayı bilmeyenler çekiyor doğrusu. Parayla ilgili olarak temelde 3 beceriye sahip olmanız gereklidir; parayı kazanmak, parayı büyütmek ve parayı harcamak…

Parayı kazanmak kısmen işin daha kolay olanıdır. Çünkü gerçekten amacı para kazanmak olan herkes para kazanabilir. Para kazanıldığı halde tatmin olmuş hissedememek parayı kazanmaktan değil harcamayı bilmemekten kaynaklanan bir sorundur. İnsanlar daha fazla para kazandıkça paranın getirisinin de daha fazla büyüyeceğini fark eder. Yani yüz bin liralık tasarrufunuza elde edebileceğiniz getiri, on milyonluk tasarrufunuza elde edebileceğiniz getiriden oransal olarak çok daha düşük olacaktır. Bu durumda aslında daha fazla para kazandıkça parayı büyütme işinin de kolaylaşacağını düşünebilirsiniz.

Diğer yandan paranız büyürken bir noktadan sonra harcamalarınız paranızın büyüme oranına paralel şekilde büyümememeye başlayacaktır. Buna tüketmenin marjinal faydasının düşmeye başladığı nokta diyebiliriz. Örneğin on milyon liranız olduğunda ilk yatınızı alabilirsiniz, yüz milyonunuz olduğunda Daha büyük bir yat alabilirsiniz ama bunun üzerine her kazandığınız parada yatınızı büyütmezsiniz. Bu sebeple yüz milyon lirası olan da iki milyar lirası olan da aynı hayat kalitesinde yaşar. Ev, araba, yat gibi dünyevi prestij göstergelerine sahip olmak için gereken paradan daha fazla para kazananlar benim asıl ilgi alanım.

İşte bu noktadan sonra para harcamayı bilmeniz lazım. Kamuoyunda çok bilinen bir işadamı servetini anlatmak için garajında onlarca arabası olduğundan bahsetmişti. Çok fazla parası olup da araba almaktan başka bir şey düşünememek çok acı verici bir durum tabi. Bu durum, para harcama gustosu olmamasından kaynaklanır. Örneğin, şarap içmeyi seviyorsanız daha fazla para kazandıkça daha rafine şaraplar satın alabilmeye başlarsınız. Çok daha fazla kazandığınızda kendi şarap bağınızı alıp şarap üretmeye başlarsınız. Bunun da ötesine geçtiğinizde ürettiğiniz şarapları dünyaya tanıtmanın peşine düşersiniz… İşte bu para harcama gustosudur. Veya ufak ufak resim koleksiyonu yapmaya başlar ve bir servete kavuştuğunuzda koleksiyonunuza gerçek bir Picasso ekleyebilirsiniz. Bu da para harcama gustosuna sahip olduğunuzu gösterir.

Para, hayat kalitenizi yükseltmek için gereklidir. Çok fazla para kazanmaya başladığınızda hemen bu parayı korumak endişesi duymaya başlarsınız. Özellikle geçmişinizde yoksulluk varsa bu sizin için takıntı olmaya başlar. Para kazandıkça bir gün kaybedebileceğiniz endişesiyle daha fazlasını istersiniz. Parayı büyütmek sizin için önce keyif, sonra saplantı haline gelir. Takıntı sizi tüm zamanınızı para kazanmaya ayırmaya sürükler. Aileniz geri planda kalır, hobileriniz kalmaz, tatile çıkmazsınız… Tüm bunlar para kazanma takıntısının sizi ele geçirdiğinin göstergesidir. Oysa para, ailenizi ve kendinizi mutlu etmek için gereklidir. Para tatile çıkıp dünyayı gezmek için gereklidir. Para tablo koleksiyonunuzu büyütmek için gereklidir. Söylediklerimin doğru olduğunu çevrenizdeki birkaç zenginin yaşamına bakarak siz de teyit edebilirsiniz.

Örnek olarak ne zaman bir tekne satın almanız gerektiğine bakalım. Denizi ve tekneleri seviyorsanız ve yılda 15 gün tatil yapıyorsanız tekne kiralar ve keyfini sürersiniz. Bir gün tekne satın almaya karar verirseniz iç anlaşmanızın daha fazla tatil yapmak ve tekneye daha fazla zaman ayırmak olması gerekir. Oysa tam tersi olur. Birçok tekne sahibi tekne satın aldıktan sonra para kazanma peşine düşüp eski tatil zamanları kadar bile teknelerine zaman ayırmazlar, tekne marina da boş boş yatar. Benzer şekilde para kazandıkça tatil yapmayan ve hatta bunu bir başarıymış gibi söyleyen zenginleri de düşünebilirsiniz. Para kazanma ve büyütme çabası hayatı ele geçirince evi büyütmek ve lüks araba almak dışında keyifler için zaman ayıramamaya başlarsınız. Hatta o keyifle aldığınız lüks arabayla şöyle keyifle bir uzun yol bile yapmamışsınızdır. O müthiş araba, her gün köprü trafiğinde 20 yıllık külüstür Şahin ile yanınızda giden adamla aynı sıkıntı içine sokar sizi.

Parayı büyütürken parayı harcayabilecek gustoyu da kazanmak önemlidir. Daha lüks tüketim bu gustonun varlığını göstermez. Daha fazla tüketmek tatmin edici olmaz çünkü paranız tüketebileceğinizden daha hızlı büyümektedir. Veya artık onuncu arabanızı aldığınızda araba satın almak size o kadar da keyif vermemeye başlar. Zenginleşme dönemi boyunca gurme zevklere kavuşmanız önemlidir. Daha kaliteli şaraplar, daha kaliteli purolar, daha kaliteli yemekler, dünyayı gezmek, yeni kültürler tanımak gibi keyifler bir başka araba satın almaktan daha fazla tatmin eder insanı. Kültür ve sanat ile ilgilenmek rafine bir yaşama evrildiğinizi gösterir. Bunların yokluğu durumunda tüm alabilecekleriniz daha lüks saat, araba ve ev ile sınırlı olacaktır. İşte yaşam gustosu olmayanların neden paraları olduğu halde mutlu olmadıklarının açıklaması budur.

Şimdi bir de bu yaşam gustosuna kavuşan ve etrafta bulabileceğiniz örneklere bakalım. Araba koleksiyonu yapan ve bir noktada tamamen orijinal hale getirdiği arabaları müze kurarak insanlarla paylaşan koleksiyoner işadamı… Kendi üzüm bağında kendi şarap markasını kurarak dünyaya ihracat yapan eski banka genel müdürü… Bir otel yatırımı yapan ama otelini tamamen koleksiyonunu yaptığı sanat eserleriyle dekore eden işadamı… Veya biraz daha ölçeği düşürelim; para kazandıkça yemek yeme zevkini geliştiren, kurslara giderek dünya mutfağını öğrenen ve sonunda kendi restoranını açmaya evrilerek gustosunu insanlarla paylaşan profesyonel bir beyaz yakalı… Bunların hepsi de gerçek kişiler…

Aslına bakarsanız paranızın keyfini çıkarmanızın en garantili yolu paranızı paylaşmaktır. Başkalarına yardım etmenin tatminini hiçbir dünyevi tüketim sağlayamaz. Bu nedenle artık yerleşmiş bir servete sahip birçok ailenin odak noktasında toplum hizmetleri, eğitim, kültür, sanat gibi konular vardır. Bu yazının konusu sizi manevi dünyaya çekmek olmadığı için bu kadarını söylemekle yetineceğim. Son söz… Parayı kazanmayı öğrenebilirsiniz ama beraberinde parayı harcama kültürünü edinemezseniz bulunduğunuz nokta hem sizi tatmin etmez hem de duyduğunuz korkular hayattan keyif almanıza engel olur. Siz paranın kölesi olmayın, para size keyif vermek için köleniz olsun…

Comments Closed

Comments are closed. You will not be able to post a comment in this post.