Yeni Makaleler

GOEBELS’İN (NAZİ PROPOGANDA BAKANI) KİTLESEL İKNA YÖNTEMLERİ

Dr. Joseph Goebels, Hitler’in propoganda bakanlığını yapan kişiydi. Aslen felsefe doktoruydu ve Hitler’in en güvendiği adamlarından birisiydi. Savaş sonrası nasıl olup da Alman halkının başta yahudi katliamı olmak üzere yapılanlara hiç ses çıkarmadığı, özgürlüklerinin kısıtlanmasına, politik cinayetlere, kısaca ülkenin göz göre göre faşist bir diktatörün eline geçmesine göz yumduğu çok tartışıldı. Bu kitlesel uyuşmanın ve ataletin sebebi halkın beyninin yıkanmasını hedefleyen kitlesel ikna yöntemleriydi. Bireysel düzeye indirgendiğinde sıradan sayılabilecek insanların nasıl sabah işlerine gittiği ve o gün yüzlerce yahudiyi bizzat öldürdükleri ve bundan hiçbir rahatsızlık duymadıkları sosyal psikolojinin ileriki yıllarda odaklanacağı belli başlı konulardan birisi olacaktı. Görünüşe göre bu insanlar otoritenin etkisi, sosyal uyum prensibi ve ikna yöntemleriyle yahudileri öldürmeyi normal ve gerekli bir iş olarak algılamışlardı. Aşağıda Dr. Goebels’in kendi cümlelerinden kitlesel iknada kullanılan yöntemleri bulacaksınız. Belki de bu yöntemlerin bugün halen uygulanmaya çalışıldığını görerek şaşıracaksınız.

– Gerektiğinde yalan söylemekten kaçınmayın ve utanmayın. Nazi İmparatorluğu’nun insanları bu sayede bilinçlenecek, muhaliflerini ve ihanet şebekelerini bu yolla tasfiye edecektir.

– İnsanların beyni tembeldir. Bu tembelliği iyi bilin ve yalanlarınızı ona göre söyleyin. Tembel beyin yalanı çok daha iyi hazmeder. Halka anlattıklarınızın gerçek olması şart değildir. Ancak elinizde olumlu gerçekler varsa onları anlatabilirsiniz.

– Söylediğiniz yalanlara inananlar mutlaka çok olacaktır. Önemli olan kitleleri inandıracak ve uykuya geçirecek yalanlar söyleyebilmektir. Bir yalanı sürekli tekrar edeceksiniz. Bunu yapınca halk o söylemin size ait olduğunu unutur ve kendi fikriymiş gibi inanmaya başlar.

– Küçük yalanlar inandırıcı olmayabilir. Bu konuya dikkat edilmesi gerekir. Söylediğiniz yalan ne kadar büyükse o kadar etkili olur.

– Karşı taraf haklı bile olsa herhangi bir konuda hatalı olduğunuzu, yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyeceksiniz. Suçu da asla kabul etmeyecek ve üstlenmeyeceksiniz. Geri adım atmak olmayacak. Kendinizi hiçbir zaman savunma durumuna düşürmeyeceksiniz. Hep saldıracak, karşı tarafı savunmada bırakacaksınız. Siz değil onlar savunmada kalacak.

– Size karşı yapılan suçlamaları görmeyecek ve duymayacaksınız. O yalancılar için gerekenler bağımsız Alman yargısı tarafından yapılacak ve cezalarını bulacaklardır.

– Gerektiğinde sadece bir tek rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyi onun veya onların üzerine yıkmaya çalışın.

– Önemli olan halkın aydın kesimini kandırmak değildir. Onları fazla önemsemeyin. Onları kandırmak zordur ve zamanı boşa harcamış olursunuz. Sizin asıl hedefiniz cahil ve okumamış kitlelerdir. Onları kandırmak çok daha kolaydır.

– Eğer belli bir konuda hedefinizde dindar kesimler varsa, onlara Tanrı’dan ve peygamberden söz edip inançları doğrultusunda kandırabilirsiniz. Bu amaçla, gerektiğinde kilise cemaatini kullanmakta yarar vardır.

– Hakimlere ve savcılara dikkat edilecektir. Belli konularda olumsuz karar verenler bildirilecek, haklarında derhal işlem yapılması sağlanacaktır. Ancak hakim ve savcılarla doğrudan tartışmaya girilmeyecektir. Onların yargı bağımsızlığı gibi kavramların ardına sığınmasına göz yumulmayacak, böyleleri partimize bildirilecektir.

– Gazeteciler önemlidir. Onları ve patronlarını satın almak, devşirmek ve kullanmak için her şey yapacaksınız.

– Führer’le (Hitler’le) ilgili olarak olumsuz söz söyleyenleri partimize ve örgütlerimize isim vererek bildirmek zorunda olduğunuzu unutmayacaksınız.”

Comments Closed

Comments are closed. You will not be able to post a comment in this post.