Yeni Makaleler

İRADE GÜCÜNÜZÜ NASIL KULLANABİLİR VE GELİŞTİREBİLİRSİNİZ?

Hepimiz temel olarak hedeflerimize ulaşmanın sonucunda gelecek ve başarı adını verdiğimiz tatmin duygusunun peşinde koşuyoruz, değil mi? Hedeflerimize nasıl ulaşabileceğimiz, nasıl başarılı olabileceğimiz cevabı çok da basit olan bir soru değildir aslında. Başarı, bir dizi akıllıca alışkanlık edinebilmenin ve rasyonel kararlar verebilme becerisinin edinilmesi sonucunda ortaya çıkar. Yani hedeflerimize ulaşabilmenin önünde engel teşkil eden bazı olumsuz alışkanlıklarımızı bize fayda sağlayacak yeni alışkanlıklarımızla değiştirmemiz ve bu seçimlerimizi rasyonel şekilde yapabilmemiz gerekir.

Rasyonel seçimler, üzerinde düşünülmüş, hesaplanmış, verilere dayalı ve aceleci olmayan kararlardır. Tahmin edebileceğiniz gibi rasyonel seçimlerimiz bilinç tarafından yapılmış seçimlerimizdir. Yani bilişsel sistemlerimiz içinde torpil yapmamız gereken tarafın seçimleridir. Lezzet, şehvet, hırs, aşk, korku ve buna benzer motivasyonlardan kaynaklı duygusal tercihlerimiz ise çoklukla bilinçaltı sistemimizin seçimleridir. Bilinçaltı sistemimiz acelecidir, korkaktır, duygulara fazlaca önem verir ve tahmin edebileceğiniz gibi bu nedenle sık sık yanılır. Başarılı olabilmek için temelde dürtüsel davranışlarımızı düşünülmüş davranışlarla değiştirebilmemiz gerekir. Yani açıkça bilişsel sistemleriniz kavga ederken bilinçli sisteminizden yana olmanız gerekir. Bu, siz diyetteyken kokusu burnunuza gelen mis gibi tereyağlı İskender kebaba dayanabilmeniz için diyetin size sağlayacağı uzun dönemli faydaları düşünmeniz ve irade gücünüzü kullanarak oradan uzaklaşıp, evinize salata yemeye gitmeyi tercih etmeniz demektir. Özgür iradenizi kontrol edebilme becerisi halen bilincinizin devrede olduğunu gösterir. Tersine “Bir kereden bir şey olmaz,” düşüncesi ise bilinçaltınıza yenildiğinizi ve özgür iradenizi kullanamadığınızı gösterir.

Söylemesi kolay, değil mi? Yapmak aynı ölçüde kolay değildir maalesef. Bu nedenle sıklıkla kendimizi tereyağlı İskender kebaba yumulurken buluyoruz. Kolay olsaydı herkes sorunsuzca hedeflerini gerçekleştirebiliyor olurdu ve kişisel gelişim alanı da bu kadar popüler olamazdı. Günlük hayatımızı idame ettirebilmemiz ağırlıklı olarak bilinçaltı sistemimize bağlıdır. Hatta soluk almak gibi temel yaşamsal ihtiyaçlarımız da bilinçaltı sistemimiz tarafından idare edilir. Tanrı, biz başka şeyler düşünürken kafamızın karışmasını ve nefes almayı unutmamızı istememiş belli ki. Beynimiz hepi topu 1,5 kilogramlık boyuna posuna bakmadan günlük enerji ihtiyacımızın yaklaşık %20’sini tek başına tükettiği için bilinçaltı sistemimize ihtiyaç duyarız. Enerji tasarrufu yapabilmek için sürekli yaptığımız şeylerin birer alışkanlığa dönüşmesi gerekir ki her seferinde odaklanmak için enerji harcamak zorunda kalmayalım.

Maalesef irade gücümüz sınırlı bir kaynaktır ve sürekli şekilde bilincimizi devrede tutmamız mümkün değildir. Fiziksel ve zihinsel koşullara bağlı olarak bilincimizi kullanabilme gücümüz değişir. Sizi, yüzünüze tutulmuş beyaz floresan ışığın altında rahatsız bir sandalyeye oturtur ve üç gün boyunca uyutmazlarsa evinizde dizi izlerken tanımadığınız bir adamı zihin gücünüzle öldürdüğünüzü bile itiraf edebilirsiniz. Şaka yapmıyorum, belirli bir dozda baskı kurmak, fiziksel rahatsızlık yaratmak, sürekli aynı soruları sormak bugün halen sorgu odalarında suçluların direncini kırmak için kullanılan tekniklerdir.

Bu arada bir de iyi haber vereyim, irade gücümüzün sınırlı olmasının nedeni beynimizin diğer kaslarımız gibi yorulması değildir. Zira beyin kaslardan değil bir tür yağ dokusu ve 90-100 milyar kadar sinir bağlantısından oluşur. Aslına bakarsanız 1 litre su, 160 gram yağ, 110 gram protein, 15 gram şeker ve 10 gram tuz ile mutfağınızda siz de rahatlıkla bir beyin yapabilirsiniz. Tabii Tanrı’dan bunların nasıl birleştirileceğine dair bir reçete alabilirseniz… Beynimizdeki sinir bağlantılarında acı hissi de yoktur. Yani internette izlediğiniz, beyin ameliyatı sırasında doktoruyla konuşan hasta videoları gerçektir. Anlayacağınız teorik olarak beynimizin çalışmaktan yorulması gibi bir durum söz konusu değildir ve hissettiğimiz zihin yorgunluğu aslında uykusuzluk gibi başka fiziksel nedenlere veya daha da önemlisi düşünme şeklimize bağlıdır. Bu nedenle sevmediğiniz bir konuda çalışırken hemen yorulduğunuzu ve sıkıldığınızı hissedersiniz, hâlbuki sevdikleri bir konuda çalışan insanlar saatlerce, hatta günlerce ara vermeden çalışabilirler.

Kazanma sanatı açısından bilmemiz gereken önemli nokta, beynimizin düşünceleri inançlara devşirdiği ve inandığı şeyleri de gerçek gibi hissettiğidir. Bu mekanizmanın neticesinde insanları hipnoz altına alarak onlara aslında ortada olmayan bir limonu yaladıklarını düşündürterek yüzlerinin buruşmasını sağlamak veya bir diş operasyonu öncesinde zihinlerinden acı hissini silmek mümkün olabilmektedir. Üstelik bunu yapabilmek için eğitimli bir hipnotizmacı olmanıza da gerek yok. Çünkü siz de bunu kendi kendinize her zaman yapıyorsunuz aslında.

İrade gücümüzün bizim için sınırlı bir kaynak olması kazanma ve başarma yolundaki çabalarımızı gerçekten de zorlaştırır. Ünlü psikolog Roy F. Baumeister araştırmalarında, yoğun çaba göstermenin ve kişinin kendi kontrolünü sağlamasının yorucu olduğunu ve bir kez görevi tamamlamak için zorlandığımızda ikinci görev için yeterli kontrol gücüne sahip olamayacağımızı ortaya koymuş ve bu duruma Benlik Tükenmesi ismini vermiştir. Diyetimizi bozmamız, dürtüsel bir alışveriş için çok para harcamamız, birisi bizi kızdırdığında ona patlamamız, spora gitmek yerine arkadaşlarla barda takılmamız gibi davranışlarımız aslında benlik tükenmesi yaşadığımızın belirtileridir. Böyle bir durum yaşıyorken dışsal teşvikler harekete geçmemiz için pek yardımcı olmaz. Benlik tükenmesi yaşarken bilincinizi devreye almanız çok güç olur ve bilinçaltı dürtülerinize teslim olmanız kolaylaşır.

Dört yaşındaki bir grup çocuk üzerinde, 1960’larda psikolog Walter Mischel tarafından yapılmış ve irade gücünü test eden bir deneyde çocuklara, isterlerse odadaki zili çalarak görevliye haber vermek suretiyle masanın üzerinde duran çikolatayı yiyebilecekleri, ama eğer on beş dakika bekleyebilirlerse kendilerine iki adet çikolata verileceği söylenmişti. Deneydeki çocukların ancak yarısı on beş dakika çikolatayı yemeden durabildi. Hâlbuki bilinçli düşünebilseler ve irade güçlerini kullanabilseler bir yerine iki çikolatayı da yiyebileceklerini fark etmeleri ve bekleyebilmeleri gerekirdi. Çocukların bilinçaltlarının “Boş ver on beş dakika sonrasını, şimdiki bir çikolata on beş dakika sonraki iki çikolatadan iyidir,” çağrısı çocukların yarısına daha cazip gelmişti belli ki. Ama bundan sonrası daha ilginç, başka bir deney için bu çocuklar ileriki yıllarda da takip edilmiş, eğitim ve iş hayatları izlenmiştir. Deneyde çikolatayı hemen yeme arzularına direnebilen çocukların çikolatayı hemen yiyen çocuklara oranla eğitim ve iş hayatlarında çok daha başarılı oldukları tespit edilmiştir.

Bir başka deneyde de 1.000 kadar çocuk doğumlarından otuz iki yaşlarına gelene kadar izlenmiş ve araştırmacılar o çocukların da irade güçlerini kontrol etme becerilerine paralel olarak fiziksel sağlıklarının ve kişisel finans durumlarının iyileştiğini, buna karşın suça eğilimlerinin düştüğünü tespit etmişlerdir. Üstelik bu çalışma zekâ ve sosyal sınıf gibi başarıyı etkileyebilecek diğer faktörlerin eşitlendiği bir denek grubunda gerçekleştirilmiştir. Gerçekten de aynı ebeveynlerden olan ve yetişme dönemleri boyunca aynı ortamı paylaşan kardeşler arasında dahi irade gücü daha düşük olanların daha başarısız sonuçlar aldığı oldukça iyi bilinen bir durumdur. Buradan çıkarmamız gereken ders, hedeflerimize ulaşmanın, başarmanın, kazanmanın irade gücümüzü kullanabilme becerimize bağlı olduğudur. Evet, irade gücümüzü kullanabilmek ve hayatımız üzerinde tam bir kontrol kazanabilmek mutlu ve başarılı bir hayatın temel şartıdır. Peki, irade gücümüzü nasıl geliştirebiliriz?

İrade gücümüzü geliştirmekle kaslarımızı geliştirmek için kullanabileceğimiz yöntemler prensip itibarıyla aynıdır aslında. Kaslar egzersiz yaparak güçlenir ve ancak dinlenerek kendilerini toparlama şansı verildiğinde yüksek performansla çalışmaya devam edebilirler. İrade gücünüzü düşünce baskılama egzersizleri ile geliştirebilirsiniz. Örneğin, beyaz bir ayıyı düşünmemeniz istendiğinde bu yoğun bir irade gücü kullanmanızı gerektirecektir. Bu türden bir düşünce baskılama faaliyeti aslında oldukça fazla efor harcamanıza yol açar. Bu türden yorucu bir irade çalışmasının ardından gelen bir başka çalışma için irade gücünüz oldukça tükenmiş olur, yani bilinciniz fazlaca yorulmuştur. Benzer şekilde insanlardan örneğin, üzücü bir film izlerlerken duygularını baskılamaları istendiğinde, filmin sonrasında kendilerinden istenen başka fiziksel işlevlerdeki performansları ciddi şekilde düşmektedir. İrade gücümüz sınırsız değildir ve tükenir. Üç gündür bir şey yememişsek yarın verilecek ziyafet ne kadar muhteşem olursa olsun karnımızı hemen doyurma dürtümüze karşı durabilecek kadar bilinçli kalabilmemiz çok güç olacaktır. Ancak irade gücümüzü yükseltmenin birkaç yolu da yok değildir:

1. Sporcular nasıl yoğun antrenmanlar arasında dinlenme ve esneme araları veriyorsa yoğun zihinsel aktiviteler arasında da kendinize dinlenme ve rahatlama zamanları ayırarak irade gücünüzün toparlanmasına imkân tanımalısınız. İdeal olan her bir saatlik çalışma için on dakika ara vermenizdir.

2. Hayal kurmanız, irade gücünüzü artırmanıza yardımcı olur. Vücudumuzun hayal ettiğimiz şeylere de aynı deneyimlediğimiz şeyler gibi tepki verdiği uzun süredir biliniyor. Örneğin, kendinizi güzel bir plajda yatıyor, martıları ve dalgaların kıyıya çarparken çıkardıkları sesleri dinliyor ve havadaki deniz tuzu tadını alıyor olarak hayal ederseniz vücudunuzu rahatlatması için beyninizi hipnotize etmeye başlamış olursunuz. Tersine bir toplantıya geciktiğinizi düşünürseniz hissettiğiniz stres artacaktır.

3. İstemediğiniz düşüncelerden kendinizi korumak için zihninizi başka bir düşünceyle meşgul etmeniz de irade gücünüze yardımcı olur. Dostoyevski, “Winter Notes on Summer Impressions” kitabında “Kendinizi beyaz bir kutup ayısını düşünmemek için zorladığınızda beyaz kutup ayısının aklınızdan hiç çıkmadığını görürsünüz,” diye yazmıştır. Bilinçaltınız ne zaman beyaz bir kutup ayısını gözünüzün önüne getirse bilinçli olarak size keyif verecek başka bir şey düşünmelisiniz. Düşüncelerinizi kontrol edebilmek, iradenizi kontrol edebilmenizi sağlar. İradenizi kontrol edebilmek ise istediğiniz şeyde başarılı olabilmenizi sağlar.

4. Stres, irade gücümüzü kemiren bir faktördür. İnsanlar strese girdiklerinde bilinçlerini kaybederek eski kötü alışkanlıklarına yani bilinçaltlarına geri dönerler. Örneğin, yarın mezuniyetinizi etkileyecek çok önemli bir sınava girecekseniz bu çok stresli bir durumdur. Bu gibi durumlarda vücudunuz kortizol ve epinefrin gibi stres hormonlarını salgılar. Stres artıran hormonlar karbonhidrat açlığınızı artırır çünkü karbonhidrat kortizol seviyesinin düşmesine yarayan bir maddedir. Bu durumda strese girdiğinizde buzdolabına koşarak kafanızı dondurma kabına gömme olasılığınız çok yüksektir. Keza alkol de kortizol seviyesinin düşmesine yardımcı olan aynı zamanda antidepresan bir maddedir. Eğer stres hissettiğinizde eski alışkanlıklarınıza dönecek olursanız ilk durumda obez, ikinci durumda alkolik olabilirsiniz. Bilgi, başarılı olmamız için en büyük silahtır. Kendimizi stresli hissettiğimizde bu stresi azaltmanın tek yolunun alkol veya karbonhidrat olmadığını bilmemiz önemlidir. Beynimizdeki kaç veya savaş tepkisini yatıştıracak daha sağlıklı seçimler yapabiliriz. Örneğin, sizi yatıştıracak müzikler dinleyebilir veya sakinleşmenizi sağlayacak ve dikkatinizi stresinizden alacak komedi videoları seyredebilirsiniz.

5. İnsanlar çok kez irade güçlerinin olmamasından dolayı değil, başarmak zorunda oldukları şeylerin çokluğunun üzerlerinde yarattığı baskı nedeniyle vazgeçerler. Unutmayın ki bir fili yemenizin en kolay yolu her seferinde bir parça ısırmanız ve tabakta ne kadar kaldığına hiç bakmamanızdır. Çok sayıda konuda başarılı olabilmenin yolu her zaman yapılması gerekenleri parçalara ayırmak ve önem derecelerine göre her birisi üzerinde sırayla çalışmaktır. Yapmak zorunda olduğunuz şeylerin çokluğuna değil de sağladığınız ilerlemeye bakmanız motivasyonunuzu ve azminizi artıracaktır.

6. Bilinçaltınızı, kişiliğinizi, tercihlerinizi ve davranışlarınızı bastırmanız büyük bir çaba gerektirecektir. Psikolog Mark Muraven diyor ki: “Başkalarını memnun etmeye çalışanlar, kendi hedeflerine sıkıca bağlı olanlara oranla irade güçlerini çok daha kolay kaybederler.” Başkalarını memnun etmeye odaklı insanlar “hayır” demekte zorlandıkları için (ki bu irade güçsüzlüğünün işaretidir) başarıya ulaşmaları da o derece güçtür. Oysa kendine güvenen ve hedeflerine bağlı olan insanlar amaçlarını gerçekleştirme yolunda çok daha avantajlıdır.

7. Eğer irade gücünüzü zorlayacak ortamların içinde kalırsanız sergilemek zorunda kalacağınız mücadelenin sizi yoracağı kesindir. Oysa çikolata yemeye dayanamıyorsanız evinize çikolata almamak oldukça basit bir önlemdir. Roy Baumeister diyor ki: “İrade gücü düşük insanlar bu sınırlı iradelerini içine düştükleri krizlerden çıkmak için kullanırlar. Oysa yüksek irade gücü olan insanlar bu güçlerini krizlerin içine düşmemek için kullanırlar.”

(*) KAZANMA SANATI, Kürşat Tuncel, Ceres Yayınları

Comments Closed

Comments are closed. You will not be able to post a comment in this post.